![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
BUGÜNSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARHABER ARA |
VERGİ CEZALARI DAVALARI
VUK 355/1 DAVA DİLEKÇESİ Aydın 22/01/2010 VERGİ MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA A Y D I N DAVACI ::1 Merkez / AYDIN VERGİ KİMLİK NO : * DAVALI : ** DAVA KONUSU VERGİ CEZASININ TÜRÜ : USULSÜZLÜK ( USCZ ) ve ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI (ÖUCZ) USCZ MİKTARI : * ÖUCZ MİKTARI : * DÖNEMİ : * DAVA KONUSU İHBARNAMELERİN TEBLİĞ TARİHİ : 22/12/2009 USCZ İHBARNAMELERİ SIRA NUMARALARI (16 Adet ) : *************** ÖUCZ İHBARNAMELERİ SIRA NUMARALARI ( 18 Adet ) : *********** DAVA KONUSU : 2009 yılına ait Yıllık Gelir ve Katma Değer Vergisi Beyannameleri Şirketin Tasfiye Halinde ve Gayri faal olması sebebiyle sehven kanuni süresinde beyan edilememiştir. Kanuni süresinden sonra VUK’nun 371. maddesindeki pişmanlık ve ıslah hükümlerince ve elektronik ortamda beyan edilmek istenmiş ise de , e-beyanname sisteminin, hatalı programlanmış olduğunu, sistemin, yasaya ve yerleşmiş içtihatlara aykırı bir uygulamayla, ödemesi olmayan beyannamelerde pişmanlıkla beyanname kabul etmediğini, pişmanlık seçeneğini işaretlediğimde bunu reddettiğini gördüm.
Davalı idare, daha sonra hakkımızda, USULSÜZLÜK ve ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI uyguladı. Aşağıda açıkladığım nedenlerle, hakkımda uygulanan ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASIna ilişkin ceza ihbarnamesinin iptali ve cezanın terkini talebimden ibarettir. OLAYLAR: Aşağıda açıkladığım hukuksal nedenlerle, hukuka aykırı olduğunu düşündüğüm olay dava konusu yapılmıştır. HUKUKSAL NEDENLER: 01. PİŞMANLIKLA VERİLEN BEYANNAMEYE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI UYGULANAMAZ: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesindeki pişmanlık ve ıslah hükümleri halen yürürlülüktedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun yetki yan başlıklı mükerrer 257. maddesinin 6. bendi sonuna 5398 sayılı Kanunun 23. maddesiyle eklenen fıkra ile “(5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005)Kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi üzerine elektronik ortamda düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameler mükellef, vergi sorumlusu veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda iletilir. Bu ileti tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamenin muhatabına tebliği yerine geçer.” hükmü ile pişmanlıkla verilen beyannameler de e@beyanname uygulaması kapsamına alınmıştır. Yine, özellikle işleme uygulanan cezaları düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi ise aynen; “(4369 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişen madde) Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil); 1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 100.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 1.490-YTL) 2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 50.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 680 -YTL) 3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 25.000.000 lira, (378 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2008'den itibaren 320 -YTL) Özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır. (5228 sayılı Kanunun 10'uncu maddesiyle eklenen fıkra) Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu şekilde ceza kesilen mükellefler hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz. (5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usûlsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır.” Hükmündedir. Yasal düzenlemeler böyle iken ve hiçbirinde de pişmanlıkla ve elektronik ortamda verilmesi gereken beyannameler için özel usulsüzlük cezası kesileceği yolunda yasa koyucunun bir düzenlemesi bulanmadan kesilen ceza, davalı idarenin, görev yani fonksiyon bakımından yetki gaspıdır. Davalı idarece yetkisiz kesilen cezanın iptali gerekir. Ayrıca : Genel Tebliğler, idarenin yasa hükümleri hakkındaki yorumlarını genele duyurmak için kullanabileceği belgelerdir. Genel tebliğlerle yasada olmayan yöntemler ve cezalar ihdas edilemez. Yasa ile getirilmiş olan “Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır.“ hükmündeki bildirimi, idare, “ben bu bildirimi tebliğ ile yaptım” biçiminde yorumlayamaz.. Özellikle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrasında böyle bir hüküm olmadığı gibi, bilgi ve defter belge ibrazına ilişkin olup, beyannamelerle ile ilgili değildir. Maddenin (5398 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle eklenen fıkra Yürürlük; 21.07.2005) sonuna eklenen fıkra ile de kanuni süresinden sonra elektronik ortamda verilmeyen beyannamelerle ilgili bir düzenlemedir. Oysa davalı idare ekte tam metnini sunduğum 63 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğin ikinci paragrafında ; “Buna göre, pişmanlık ve ıslâh hükmüne müsteniden verilen beyannamenin vaktinde verilmiş sayılması gerekmektedir. Bu itibarla mükelleflerin Vergi Kanunlarında yazılı beyanname verme süresiyle ek sürenin geçmesinden sonra Vergi Usul Kanununun 371 inci maddesi hükmüne göre vaki pişmanlık ve ıslâh taleplerinin kabulü halinde re'sen takdir ve usulsüzlük hükümlerinin uygulanmaması ve tahakkuk fişiyle tarh ve tahakkuk ettirilecek vergiye, yalnız anılan maddeye göre hesaplanacak % 2 zam uygulanmasıyla iktifa olunması icabetmektedir.” Bu düzenlemeler, VUK’nun 371. maddesince pişmanlık hükümleri uyarınca verilen kanuni süresinden sonra verilen beyannameler için de uygulanması aynı zamanda davalı idarenin yetkisini saptırmasıdır. Dava konusu ihbarnamenin yetki gaspı nedeniyle iptali gerekir. 02. E-BEYANNAME PROGRAMI HATALIDIR: E-Beyanname programı hem yasal düzenlemeye aykırıdır. Ve hem de teknik olarak programı kullananlara bir ön açıklama yapmamaktadır. En azından program da kullanıcıya örnek “demo” olarak, hangi tuşla veya ve/veya hangi bölümün işaretlenmesi ile hangi cezalarla karşılaşacağı açıklanmamaktadır. Bu da işlemi yapanlarca cezalarda belirsizlik gibi, ceza hukukuna aykırı bir işlemle karşılaşma zorunluluğu dayatılmaktadır. Oysa, bilindiği üzere, VUK’nun c) Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için ceza başlıklı mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrası bilgi verme ve ibraz ödevinin yerine getirilmemesi fiiline ilişkindir. Bizim bu fiille bir ilişkimiz yoktur. Bu fıkra, beyannamemizi kanuni süresinden sonra pişmanlıkla ve elektronik ortamda vermememizin cezasının yasal dayanağı değildir. VUK’nun 118/3. maddesinde tanımlanan mevzuda hata yapılmıştır. Hukuksal olarak şekle aykırılık oluşturan işlem nedeniyle kesilen cezanın iptali gerekir. Anılan madde de cezanın kesilebilmesi için: durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şartı aranmıştır. Ve bu koşullara uyulmamıştır. Bu durumda da, davalı idarece istenilmesine rağmen verilmeyen bir bilgi söz konusu değildir.
03. İRADİ BEYAN SİSTEMİNE AYKIRIDIR: 213 Sayılı VUK’nun 25. Maddesine göre Vergi sistemimizde “İradi Beyan” sistemi benimsenmiştir. Aynı anlamda, Gelir Vergisi Kanunun 83. maddesi “Hilafına hüküm olmadıkça, Gelir Vergisi mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur.” hükmündedir. Sistemin gereği olarak hiç kimse, hiçbir neden ile kendi iradesine ipotek koyacak kayıt ve koşullarla beyanname vermekten alıkonulamaz. Verginin iradi beyan sistemini internet vb. yollarla sınırlamak mümkün ve doğru değildir. Tebliğ vb. idari düzenlemeler ile beyan sistemini ve esasları ile usulleri değiştirilemez. Elektronik ortamda veya diğer adıyla internet yoluyla beyanname vermeye zorlamak iradi beyan sistemine engeller çıkarmaktır. Her mükellef ille de internetten beyanname vereceksin diyerek sanal ortama zorlanamaz. Üstelik beyannameleri vermek için davalı idare ile sözleşme yapmaya zorlanmak gibi bir gariplik hukuk ile bağdaşmaz. Çünkü sözleşme özgür iradeler ile taraflar arasında gerçekleşebilir. Oysa davalı idare yalnızca kendisinin tek taraflı olarak belirlediği matbu “sözleşme” ile beyanname vermenin önünde yasadan aldığı bir yetkisi olmamasına rağmen engel koymaya çalışmaktadır. Hele hele ülkemizde de internet (bilişim) hukukunun henüz yerleşmediği ve halen tartışılmaya devam ettiği koşullarda mükelleflerin en temel ödevini internetten vermeye zorlamanın hem toplumsal ve hem hukuksal ve de hem de kanuni dayanakları yeterince olgunlaştırılmadan idari düzenlemeler denilen alt ve yardımcı unsurlarla, temel hukuksal unsurlar değiştirilemez ve yerine geçirilemez. Ayrıca, VUK’nun 371. maddesi ise, halen yürürlülüktedir ve bir başka yasa ile kaldırılmamıştır. Kanunun bu açık hükmünü idarenin bazı tebliğlerle kaldırılması mümkün değildir. 04. SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİNE AYKIRIDIR: Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi Anayasanın 38. maddesinde Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlığı ile tanımlanmış ve Türk Ceza Kanunun 2. maddesi ile de SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ düzenlenmiştir. “ Madde 2 - (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. “ Bu evrensel hukuk ilkesi açısından “suç ve cezalarının ancak kanunla belirleneceği”, “İdari kararla suç ihdasının mümkün bulunmadığı” kurallarının kabulüdür. Vergi hukuku açısından da, vergilerin yasallığı ilkesi benimsenmiş ve 73. maddenin 3. fıkrasında şu hüküm yer almıştır: «Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır». Anayasanın bu maddesine göre, vergide kanuniliğin, daha genel bir nitelendirme ile vergilendirme yetkisinin ana kaynağı “Ulus egemenliği”dir. Anayasada, bir vatandaşlık görevi olarak kabul edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin yasayla konulmasının, değiştirilmesinin veya kaldırılmasının öngörülmesi, mali yükümlerin yalnızca yasayla konulabileceği ve yasanın hiçbir şekilde bu konuda yürütme organını ve idareyi yetkili kılamayacağı anlamındadır. Özel usulsüzlük cezalarının esas niteliği vergi kayıp ve kaçağına yol açacak suçların zamanında önlenmesi amacıyla getirilmiştir. Beyannamemizi posta ile göndermek ile internetten göndermenin arasında özel usulsüzlük cezasını gerektiren bir hukuksal neden göremiyoruz. İdari kuruluşlara yasama yetkisinin devri anlamına gelecek bir yetki ve görev yasa ile de olsa verilemez. Yasalarla idari kuruluşlara tanınan düzenleme yetkisi Anayasanın 124. maddesinde belirlenen kapsam ve sınırları aşamaz. Yasada öngörülmemiş bazı konuların idari kararla kanun kapsamına alınması Anayasanın 38. maddesinde açıklanan suç ve cezalara ilişkin kurallarla bağdaşmaz.
Düzenlemede beyannamelerin geç verilmesi gibi bir suç ve ceza yer almamaktadır. Anayasa’nın ilgili hükmü açıktır: “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” Yine, “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez, kanunda yazılı cezalardan başka bir cezaya hükmolunamaz, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.” Kısaca, Maliye Bakanlığı açıkça yasaların kendisine verdiği “usul ve esasları belirleme yetkisini” ceza belirleme yetkisi olarak kullanamaz. Tebliğ ve/veya sirkülerle veya e-beyanname sistemi programıyla ceza koyamaz. Genel Tebliğler, idarenin yasa hükümleri hakkındaki yorumlarını genele duyurmak için kullanabileceği belgelerdir. Genel tebliğlerle yasada olmayan yöntemler ve cezalar ihdas edilemez. Yasa ile getirilmiş olan “Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır.“ hükmündeki bildirimi, idare, “ben bu bildirimi tebliğ ile yaptım” biçiminde yorumlayamaz.. 05.ULUSLARARASI HUKUKA DA AYKIRIDIR : Üstelik bu durum, aynı zamanda, bizim de taraf olduğumuz bilgilerin açıklanması ile ilgili temel kuralların yer aldığı 108 sayılı “Kişisel Nitelikli Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşme” hükümlerini de aykırıdır. HUKUKİ DAYANAKLARIMIZ 1. Danıştay 4.ncü Dairesinin 17.12.1996 gün ve E.1996/2603,K.1996/5672 Sayılı kararında; ” Bakanlıkça devamlı bilgi verme kapsamında yapılan düzenlemeye uymamanın özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektiren bir fiil olmadığı hakkında. “ 2. VUK.3/B, 352/7 ve mükerer 355.maddenin konuluş amacı. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıdan beri açıklamaya çalıştığım olaylar üzerine, yetki, şekil, maddi ve hukuki nedenlerle açıkça hukuka aykırı ceza kesme işleminin iptali gerekir. Mesnetsiz ve Hukuka aykırı olarak kesilen cezaların kaldırılması arz ve talebimizdir. Dava konusu olan ve 213 sayılı VUK’nun 352. maddesine göre kesilen 1.012,50.- TL usulsüzlük cezasının ve mükerrer 355. Maddesine göre kesilen 26.740,oo TL Özel Usulsüzlük cezasının kaldırılması kararının verilmesini ve 213 sayılı VUK’nun 352 ve Mükerrer 355. Maddesine göre adıma kesilen özel usulsüzlük cezasının terkinine ve dava giderlerinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.22/01/2010 ****************** EKLER: 1- **Adet USCZ İhbarname fotokopisi 2- ** Adet ÖUCZ İhbarname fotokopisi 3- 63 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği 4- Danıştay Kararları
KANUNDA ÖNGÖRÜLMEYEN BİR CEZANIN İDARİ DÜZENLEMEYLE GETİRİLMESİNİN, "CEZANIN KANUNLA KONULMASI" GENEL KURALININ İHLALİ ANLAMINDA OLDUĞU HK. 1995 yılına ait "Muhtasar Beyannamelere ilişkin Yıllık Bildirim"i 235 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belirlenen süreden sonra veren davacı adına Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355 inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Edirne Vergi Mahkemesinin Davacı, söz konusu cezanın kanuni dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemektedir.
Bu nedenle davacı temyiz isteminin kabulü ile Edirne Vergi Mahkemesinin 1996/250 sayılı kararının bozulmasına, karar verildi
UYUŞMAZLIKTA KATMA DEĞER VERGİSİNE İLİŞKİN YILLIK BİLDİRİM VERİLMESİ HUSUSU YÜKÜMLÜYE CEZA KESİLMEDEN ÖNCE BİR YAZI İLE BİLDİRİLMEDİĞİNDEN 213 SAYILI KANUNUN MÜKERRER 355.MADDESİ UYARINCA KESİLEN ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASINDA İSABET BULUNMADIĞI HK. Temyiz İsteminde Bulunan : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
Bu haber 2826 defa okunmuştur.
|
PRATİK LİNKLERGÖRÜNTÜLENME |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Sayın Kullanıcı ve Ziyaretçimiz,
www.sosyalguvenlikmusaviri.net sitemiz iş ve sosyal güvenlik konusunda , bilgilendirme amaçlı mevzuat, bilgi ve kültür platformudur.
Web Sitemiz;
1 - Sitedeki bilgilerin kesinlik, doğruluk ve güvenilirliğini, kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacağını garanti etmez.
2 - Sitede yer alan bilgilerin kullanılmasından doğan veya doğabilecek, dolaylı veya dolaysız zararlardan sorumlu değildir.
3 - Sitemizden linki verilen her türlü web sitesi, program, neşriyat, kitap, dergi ve bezerlerinin içeriğinden ve kullanımından doğacak/doğabilecek olumlu/olumsuz zararlardan sorumlu tutulamaz.
Sitemizde yer alan yazı, makale, açıklama, bilgi ve içeriğin tüm hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu doğrultusunda web sitemize aittir. Sitemizden herhangi bir şekilde kopyalama, alıntı yapılması, ticari amaçlı kullanılması, başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak web sitemiz kaynak gösterilmek kaydıyla, kısmen alıntı yapılarak başka yerde yayınlanabilir.
Saygılarımla .. FUAT TÜTÜNCÜOĞLU - Sosyal Güvenlik Uzmanı Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||